Hacivat ve Karagöz hayal mi oluyor?

“Animasyonlar yapılabilir” Karagözcüler arasında en çok bilinen problemin, bu sanatın tanıtılması ve reklam aşamasındaki eksiklik olduğunu vurgulayan Ezgi, “Herhangi bir çizgi film ya da animasyon olsun, şu an çocuklar tarafından çok fazla benimseniyor, seviliyor ve çok geniş kitlelere hitap ediyor. Bunlardan Pepe ve Keloğlan gibi çizgi filmler çok fazla rağbet görüyor. Bunun gibi Karagöz sanatının tanıtılması adına animasyonlar yapılabilir” dedi. Ezgi, Karagöz’ün sinema ve televizyonla kıyaslanmaması gerektiğini ifade ederek, “Karagözü sinemayla ya da televizyonla kıyasladığınız zaman, biraz daha eski kalıyor. Çünkü derinliği yok, iki boyutlu, ses üzerine kurulu bir sanat. Sadece sahnede figürleri görüyorsunuz. Günümüz teknolojisiyle yeni çalışmaların yapılması gerekiyor” diye konuştu. Karagöz’ün, halkın tercümanı olarak güncel olayları işlediği ve toplumsal hicivi yansıttığı için günümüze gelebildiğini belirten Ezgi, şöyle konuştu: “Siz eskiyi anlatırsanız bir süre sonra insanlar der ki; ‘bunun bizimle çok fazla alakası yok, bizi anlatmıyor, bizden değil.’ Ama günümüzdeki güncel olayları, işsizlik ya da siyaset ya da bunun gibi sorunlardan bahsederseniz, Karagöz bir nebze de olsa halkı canlandırıyor ve halkın dili olarak gözüküyor, halkın tercümanı aslında. Bizim kahramanımız onlar. Biz Amerikan kahramanlarının yerine Hacivat ve Karagöz’ümüzü kendi öz benliğimizden kopup gelen Karagöz ve Hacivat’ı tişörtlerin üstünde neden görmeyelim? Kendi kültürümüz varken, biz neden dışardan empoze edilen kültürü neden kullanalım?” “Korsan hayali” ile mücadele Ezgi, bu sanatın en büyük problemlerinden birinin, “korsan hayali” denilen, eğitim almadan, korsan şekilde Karagöz gösterisi yapanlar olduğuna da değinerek, bu sanata en büyük zararı verenlerin, bir iki aylık eğitimle, kulaktan dolma bilgilerle Karagöz oynatan kişiler olduğunu söyledi. Ezgi, “Bunların engellenebilmesi için öncelikli şart eğitim. Geleneksel Türk tiyatrosu sanatlarının yaşatılabilmesi için üniversitelerde, konservatuvarların tiyatro bölümlerinde yalnızca teorik değil, uygulamalı Karagöz eğitiminin verilmesi gerekiyor. Biz mektepli Karagözcülerin bu şekilde yetişeceğine inanıyoruz.” 600 yıllık efsane 600 yıl önce Bursa’da Orhan Camii inşaatında çalıştığı ve bir süre sonra, inşaatı yavaşlattıkları bahanesiyle idam edildiği öne sürülen Karagöz ve Hacivat efsanesi, Türk hiciv sanatının ve gölge sanatlarının en büyük örneklerinden biri olarak biliniyor. Karagöz’ü yaratan kişi olarak birçok kaynakta Şeyh Küşteri anılıyor. Karagözcüler de Şeyh Küşteri’yi Pirleri olarak görüyor ve Karagöz Perdesi’ni (Hayal Perdesi) Küşteri Meydanı ismiyle anıyorlar. Perde gazellerinin hemen hepsinde de Şeyh Küşteri’nin ismi geçiyor. ‘İlk hayali’ (Karagöz Gölge Oyunu Ustası) Küşteri’den bu yana devam ettirilen bu sanat dalı 2009 yılında UNESCO tarafından Türkiye ‘nin Somut Olmayan Kültürel Mirası olarak kabul edildi. Gölge Oyunu’nun (bir perdenin arkasından, ışık kullanılarak figür yansıtmak şeklinde yapılan gösteri), Mısır , Çin veya Çingene kültüründen geldiği şeklinde iddialar bulunuyor. Karagöz sanatçıları, Gölge Oyunu’nun Türkiye ‘ye gelmesinden beri, usta çırak eğitimi ile yetiştiriliyor. Bir Karagöz ustasının yanında çalışmaya başlayan ve “çırak” adı verilen kişi, sanatın bütün inceliklerini öğrendikten sonra, ustaların huzurunda sınav olup, ‘Peştamal kuşanarak’ usta unvanını alıyor.]]>

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.