Aylık Mizah Dergisi Harakiri Yayın Hayatına Başladı

Paylaş
 

Yeni bir mizah dergisi olan “Harakiri” yayın hayatına başladığını resmen açıkladı. Piyasada ki klasik mizah dergilerinin aksine Harakirinin amacı daha kitlesel bir yayın anlayışı. Hem çocuklara, hem gençlere hemde ailelere hitap etmeyi planlıyor. Malumunuz Lmanyak, lombak, leman gibi mizah dergileri argo, küfür ve resim içerdiği için genelde gençler tarafından tercih ediliyor. Ama Harakiri bunların tam aksine tüm herkese hitap ediyor. Gelelim haberimizin detayına ve dergi çizerlerinden Kutlukhan Pekerin açıklamalarına;

İSTANBUL – “44 Pûr-i pak renkli sahife! ve içeride hal-i hazırdaki isim ve mahlaslara ilaveten daha nice mürekkep erbabı ve muharrirlerin iştiraki ile defter idilüp dürülmüş aylık neş-e ve cambazlıklar mecmuası” Harakiri’nin ilk sayısı yayımlandı. Derginin kapağında böyle tanıtıyorlar kendilerini.

Derginin yazar-çizer kadrosunda Behiç Pek, Serhat Gürpınar, Birol Bayram, Can Barslan, Faruk Bayraktar, Atilla Atalay gibi ustaların yanında “genç yetenekler” Taylan Kurtuluş, Cemal Söyleyen de bulunuyor.

Mizanpajı, boyutu, kağıt kalitesiyle piyasadaki aylık ve haftalık mizah dergilerinden farklı, çizgi kalitesi yüksek bir dergi yapmak üzere yola çıkmışlar.

Dergiyi herkes okusun istiyorlar ve Gırgır’ın ilk sloganına da sahip çıkıyorlar: “Gırgır giren eve dırdır girmez” Dergi bir eve girsin, çocuk da okusun, anne, baba hatta evdeki ihtiyar da diyorlar.

The New York Times, The Wall Street Journal, Heavy Metal, The New Yorker gibi gazete ve dergilerde de çizen derginin yayın kurulundan Kutlukhan Perker’le “Harakiri”yi konuştuk.

Derginin adından başlarsak. Neden Harakiri?

Birçok isim alternatifi üzerinde duruyorduk Harakiri içlerinde en kuvvetli olanı geldi bize ama bunu politik bir duruş veya ‘harakiri’nin ifade ettiği anlam üzerinden yola çıkarak yapmadık; kelime güzeldi. Zaten anlamı da onurlu bir duruşu sembolize ediyor. Ses olarak da kulağa hoş geliyordu. Diğer alternatif isimlerle kıyasladığımız zaman da Harakiri öne çıktı.

Alternatif isimler neydi?

Diğer isimleri söylemeyelim, yedek isim olarak dursunlar. Belki başka projelerde kullanırız ya da dergide köşe ismi olarak kullanılabilir.

harakiri-mercury

Harakiri adını ilk duyduğumda Manga (Japon çizgi roman) çağrışımı yaptı…

Aklımıza hiç öyle bir şey gelmedi. Zaten Manga’yla da alakası yok yaptığımız işin. Daha önce Fransa’da Hara-Kiri isminde bir dergi yayımlanmış. Dergi politik, çizgiyi fazla kullanmayan, bütün kapakları fotoğraf olan politik, satirik bir dergiymiş. Dergi 3-4 sene sonra Charles de Gaulle tarafından kapatılıyor.

Kendi aramızda da konuşurken tereddütlerimizden biriydi. Bu ismi kullanalım mı kullanmayalım mı? diye sorduk. Şöyle düşündük, bütün dillerde Express diye dergi var. Kaldı ki, şu anda Harakiri adında da bir dergi yok. Mantık olarak da bir gönderme olursa güzel olur diye düşündük.

Leman’ın yayımladığı aylık bir dergi Lemanyak varken neden yeni bir dergi doğdu?

Lemanyak çok uzun süredir çıktığı için oturmuş bir yapısı ve kadrosu var. Orayı dönüştürmek demek sıfırdan her şeyi yerinden oynatmak demekti. Orada yıllardır çizen insanlar var. Bazı açılardan yorulmuş bir tarafı da var. Bizim yapmak istediğimiz tamamen kendi tarzımızda, çizgilerin öne çıktığı, uzun süredir piyasada çizmeyen Türk mizahının ustası isimlerin de olduğu yeni bir dergiydi. Bir de bu mizanpajı, boyutu, kağıt kalitesi de farklı bir dergi olsun istiyorduk.

harakiri sevgilim

Dergide hem usta isimler ve hem de yeni çizerler bir arada, kadro nasıl bir araya geldi?

Eski isimler zaten aklımızda hep vardı. Sencer, Birol Bayram, Serhat Gürpınar neden bir dergiye çizmez merak ediyordum. Dergiye başlar başlamaz tek tek gidip hepsiyle görüştük. Nasıl bir dergi olacağını anlattık. Tabii onların da kafalarında başlangıçta ne olacağı tam oturmamıştı ama sağolsunlar heyecanla çalışmaya başladılar. Bir de benim özellikle Amerika’dan beri not aldığım genç çizerler vardı. Bir tanesi Taylan Kurtuluş ilk sayıda birkaç güzel işi var. Bundan sonra daha da güzel işler yapacak. İstanbul’a geldikten sonra Leman’da tanıştığım Leman bünyesindeki dergilerde iş yapma fırsatı bulamamış ama çok iyi işler yapan insanlar vardı. Bunlardan biri Cemal Söyleyen o da bana işlerini gösteriyordu. Çok şaşırdım, o kadar yetenekli bir çocuk ki uluslar arası standartlarda. Dolayısıyla hem yeni ama dergilerde görülmemiş isimleri, hem de eski ve başka yerlerde iş yapan usta isimleri bir araya getirip çizgi kalitesini yükselttik.

Cezmi Ersöz, Küçük İskender, Metin Kaçan gibi önemli yazarlar da dergide. Yazarları nasıl belirlediniz?

Mizah dergilerine yakın yazarlar olmasına dikkat ettik. Çalışmak istediğimiz bazı yazarlar vardı ama bütün yazarlardan olumlu yanıt alamadık. Mizah okuyucusuna, mizah dergilerine yakın olan isimleri tercih ettik. Yoksa kitapları çok satan bir yazardan yazı almanın anlamı yok çünkü bir edebiyat dergisi değiliz. Bir dilimiz var ve o dile uyum sağlayabilen, konuşabilen isimleri istedik.

‘MİZAH DERGİSİ ZAMANA PARALEL GİTMELİ’
Lemanyak apolitik ve güncel karikatürlere yer vermiyor ama sizde haftalık mizah dergilerinde olduğu gibi 3 sayfa güncel, politik karikatürler var. Aylık bir dergide bu kadar hızla değişen gündemi takip etmek zor değil mi?

Aylık olduğu zaman günceli takip etmek açısından zorluklar yaşayacaktır fakat bu bir haber dergisi için geçerli, mizah dergileri yorum dergileridir. Eğer herhangi bir konu insanları oyalamışsa, hakkında konuşturuyorsa ve hakkında yeni bir şey söylenmemişse ve söylenecek şey varsa bunu dergide kullanabiliriz. Bunu farklı yöntemlerle kullanabiliriz; karikatür de yapabiliriz, çizgi öykü de, çizgi bulmacaya, oyuna da dönüştürebiliriz. Bundan kreatif bir şekilde bir kere daha bahsedip başka insanların da bahsetmesini sağlayabilirsek eğer yapabiliriz.

Burada farklı bir strateji geliştirdik. Çok göze sokmadan yaptığımız ince bir şey var. Aylık dergi olduğu halde karikatürlerde başlık yok. Haftalık dergilerde bile başlık oluyor. Bunu özellikle yapmak istedik. Haftalık olaylar olduğu ve 7 gün önce dergi çıktığı halde başlığı koymak zorunda kalıyor haftalık dergiler ki konu anlaşılsın. Ama bizde başlıklar olmadığı halde ne olduğunu biliyoruz. Demek ki bu konular hala insanların bildiği, yankı yapan konular. Sadece, “O onu dedi bu bunu dedi…” köşesinde başlık var o da konsepti gereği.

Bir de mizah dergisinin zamana paralel gitmesi diye bir şey var. Çünkü biz çizgi roman dergisi değiliz. İnsanlar yaşadığı çağda, günde, o ay içerisinde, mevsimde okuduklarını hissetmeleri gerekiyor. Aylık çizgi roman dergilerinin böyle bir tarafı var. İnsanlar dergiyi okurken okudukları zamanda mı, 20 yıl önce mi yapıldı anlayamayabiliyorlardı, biz öyle olsun istemiyoruz.

‘DERGİ EVE GİRSİN, ÇOCUK DA OKUSUN İHTİYAR DA’
Mizah dergilerinin genç bir okur kitlesi var. Siz nasıl bir okur kitlesi hedefliyorsunuz?

Yaş grubu çok düşsün istemiyoruz. Mizah dergilerini eskiden herkes okurdu. Şöyle bir durum var; “mizah dergilerini kişiler, üniversite öğrencileri okur” deniyor. Bireysel bir şey var. Gırgır dergisi çıktığı zaman ilk sloganı şuydu: Gırgır giren eve dırdır girmez. Yani dergi eve girer dolayısıyla herkese açıktır. Bu çok ince bir nokta. Bizim de amacımız bu dergiyi bir kişi almasın, o bir eve girsin çocuk da, anne de, baba da o evdeki ihtiyar da okusun. Benim ailemde öyleydi. Küçücük çocuktum babamın aldığı dergiyi okuyordum, herkes okuyordu. Dolayısıyla en büyük hedefimiz her yaştan insanın okuması. Okuyan, okumayı seven insanların daha çok okuması. Neden kitap okuyan insanlar, Avrupa sinemasını takip eden insanlar, kendi dillerinde bir dergiye sahip olmasınlar ki içinde öyle şeyler de var. Çünkü bizim de öyle meraklarımız var. Ben de şahsen öyle bir dergi okumak isterdim.

Neden bizde de New Yorker gibi bir dergi olmasın. Ama tabii New Yorker gibi olsun derken burada New Yorker yaparsak iyi bir sonuç alamayabiliriz ama bizim de kendi tarzımızda bunu yapabilme şansımız var.

harakiri

“Dergiyi herkes okusun istiyoruz” dediniz mizah dergileri için “cinsel içerikli karikatürler çok fazla çocuklarımıza okutamıyoruz” eleştirileri yapılıyor. O anlamda kırmızı çizgileriniz olacak mı?

Benim şahsen var tabii ki ama şöyle bir şey var, çalışma hayatımda eğer bir çizer bize ceza getirmeyecekse, ahlaki olarak kendisine uygun gördüğü şeyi yapabilir. Kendimce bazı kurallar koyabilirim ama başka birisi kural koymuyorsa ona müdahale etmem tabii yasal olarak bize bir problem getirmeyecekse.

‘BİZİM TARİHİMİZ DE OĞUZ ARAL’LA BAŞLAR’
“100 ünlü Türk” sayfası ve ilk Türk Büyüğü Oğuz Aral. Bu sayfa fikri nasıl doğdu?

Bir dergide “100 ünlü Türk” çeşitlemesi yapmak yıllar önce aldığım notlardan bir tanesiydi. Hürriyet gazetesinin “100 ünlü Türk”ü Oğuz Han’la başlar. Biz de şöyle düşündük; o bir nevi resmi tarihin “100 ünlü Türk”üydü, çizerler, mizah dergisi çalışanları olarak bizim tarihimizde Oğuz Aral’la başlar. O yüzden başlangıç olarak Oğuz Aral’ı seçtik. Sayfada sadece karikatüristler olmayacak. Yazarlar, şairler, yönetmenler de olabilir.

harakiri

Taksim’de yapılan 1 Mayıs’a gazeteciler üzerinde sizin çizdiğiniz bir desenin olduğu tişörtle katıldılar. Gazetecilere davalar açılıyor, tutuklanıyor, karikatüristlere de davalar açıldı, cezalar aldılar. Son yaşananları nasıl görüyorsunuz?

Her zaman böyle sıkıntılar yaşandı. Sıkıntıların oranı hiç düşmüyor ama biraz şekil değiştiriyor. Davalar açılıyor, bizden de hapis yatan Güneri İçoğlu gibi karikatüristler oldu. Bana da davalar açıldı. Böyle şeyler ülkemizde her zaman yaşanıyor. Biraz şekil değiştiriyor ama her zaman sürüyor. İlk defa böyle şeyler oluyor diye şaşırmıyorum. Sadece, Niye hala var? diye şaşıyorum.

‘ÇILGINLA KAFA BULMAK İSTİYORUZ, PROJEYLE DEĞİL’
Başbakan Erdoğan’ın ‘Çılgın Projesi’ni nasıl buldunuz?

Aslında yapılabildiği takdirde iyi bir proje. Şöyle düşünelim; herhangi bir proje bittiği takdirde, olmuş kabul edersek bu neye yarar? Bu projeler yapılabilir de tamamlanırsa iyi bir şey olabilir. Ama yapılabilir mi, o noktaya nasıl gidilir, işte orası çılgın proje.

Çılgın zaten yanlış bir tanımlama. Başlangıç noktasında yanlış bir strateji uygulamışlar. Keşke öyle demeselerdi. Büyük proje ya da başka bir tanımlama olabilirdi. Orada zaten vurgu yapılan kelime projeden çok çılgın. Aslında hepimiz çılgına takılıp, çılgınla kafa bulmak istiyoruz, projeyle değil. Dolayısıyla orada bir hata yapıldı ya da erken, heyecanlı davranıldı. “Çok çılgın bir proje bu” deyip yola çıkmış olabilirler kendi aralarında konuştukları gibi ama keşke öyle lanse etmeselerdi. Aslında eleştirirken de biraz eleştirinin dozu sert kaçıyor gibi geliyor bana.

Bu yazı post_views_cowhi kere okundu.
  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

REKLAM
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Facebookta bizi bulun
Son Yazılar

Levent Kırca Biyografisi

28 Eylük 1948 yılında Samsun’da dünyaya gelen usta oyuncunun tam adı

0 1438 12 Ekim 2015
brazzers porno elektrik faturası ödeme