Ceteris Paribus

volkan atbaş
Paylaş
 

Bütüne bakmak her zaman keyiflidir. Birbirinden ayrı, farklı olan her şeyin bir toplam içerisinde yer alması… Doğa gibi… Her bir ayrıntısında yaşam var, her birisinde ayrı bir hikaye… Bambaşkadırlar bir başlarına ama birlikte muazzam bir ahengin, bir melodinin, bir sol anahtarının dizeleridirler. İnsandır bunun en anlamlısı, anlam yüklenilmesi gerekeni. O kadar çok şeyi içimizde barındırırız ki, o kadar çok şey saklıdır ki kelimelerimizin ardında ve o kadar da çok alırız ki herkesten her şeyi, sürekli değişiveririz. Değişiveririz çünkü bütün değişmiştir. Değişiveririz ki insan bir bütündür. Ancak buna direnen yine insanın tâ kendisidir. Bu şekilde bizim elimizle bir felakete bile dönüşebilir. Her birinizin, her birimizin ayrı bir oluşu vardır, ayrı bir seramonisi… Fakat çok nadirdir bunu duyan, kendini bulan. Bütün sorunlarımızın nedeni budur aslında. Bu yüzdendir ki aklın yolu birdir ama yolu hep insan değiştirir.

volkan atbaş

Kabullenmediğimiz, inkar ettiğimiz o kadar çok dogmamız o kadar çok tutarsızlığımız, o kadar az insanlığımız, o kadar az güzelliklerimiz, oluşlarımız, “o kadar”larmız o kadar çok ki, biz bile bunun farkında değiliz. Evet oluşun ve bütünün en büyük örneği olan insan aslında sadece bu saydıklarımızın değil herşeyin düşmanıdır. Hep tutarsızdır, hep kendine bir dünya yaratır, hep bir kendini haklı çıkarma çabasındadır.

Kabul ediyorum, insan henüz anlayamayacağımız şekilde kompleks bir yapıya sahiptir. Düşünce ve anlam dünyaları bir sürü değişkenden oluşur, oluşturulur. Bunun için kavramlar çok önemlidir. Bunun için kavramların bizde ne anlam bulduğundan önce kendileri önemlidir. Kavramlar tarihsel süreçte anlam bulur ve onunla kalmalıdır. Soykırımın ne olduğunu bilmeyen bu konuda ahkâm kesmemeli mesela. Sanatın ne olduğunu bilmeyen birisi sanatı eleştirmemeli mesala (Bkz: Recep Tayyip Erdoğan). Düşünebiliyor musunuz “Bunlar sanatı sanat için yaparlar” cümlesini kurduran anlamı ve dünyasını? Toplum için yapılan sanatın, tiyatro sahnelerinde halkın “sözde” istediği oyunların sergilemesini öngören bir düşünce nasıl oluyor da sanatı ve sanatçıyı eleştirebiliyor ve buna cesaret edebiliyor? Onun için kavramlar önemlidir, kavramlar. Ceteris paribus. Evet, Ceteris paribus. Değişkenleri sabit tutmak gerekli; bir kavramı başlı başına anlamak için önce soyutlamalı. Ne olduğunu kavrayabildikten sonra bütüne dahil edilmelidir. Sanatçı, sadece sanat yapan mıdır? Örneğin; Fazıl Say bir sanatçı mıdır? Kendisi uzun zamandır sosyal medyada cirit atıyor, ben de takip ediyorum ve basında ergen çocuk tavrını sürdürüyor. “Gidicem de gidicem” diye bir şey tutturmuş. Yahu biz mi değişiyoruz yoksa sanat ve sanatçı kalitemiz mi düşüyor? Daha doğrusu yetiştirdiğimiz insan kalitesi mi? Fazıl Say konusunda şu soruyu kendine sormayanlar lütfen biraz oturup düşünsün. Nazım Hikmet’ler, Aziz Nesin’ler şu an nerede? Fazıl Say’larda mı hayat bulmuş? Bunu soralım. Peki, Türkiye’ye gelmek istemeyen Paul Auster için ne diyeceğiz? Şu kadarını söylemek istiyorum; çoğu sözde modern Türkiyeli olan sanat sevdalıları, “aman neden gelmiyor da aman bak demokrasimizde sorun var” diye sosyal medyada zırvaladılar. “Dünya buna tepkiliymiş” paylaşımları, retweetleri yaptılar. Evet, Auster’ın göndermesi doğru idi. Gazetecilerimiz hapishanelerde, gözaltlarında… Çoğu statüko karşıtı gibi. Ama acaba kendisi nasıl bir ülkede yaşıyor? ABD, Fransa, İngiltere, Almanya? Sorsanız demokrasinin ne olduğunu bilmez Sayın Auster ama üzerine roman yazar. Biz de işte Paul’a, Fazıl’a aşağıdan bakarız: Vay be gidiyor, vay be gelmiyor! Yahu biz kendi toplumumuzdan, kendi değerlerimizden ne kadar utanır olduk. Yazık!

tiyatro

İşte kavramlar diyorduk… Önemlidir kavramlar. Ceteris paribus diyorduk. Kavramların özünü bilmeyenler, her zaman kavramların kurbanı olurlar. Sanatın ne olduğunu bilmeyen başbakan popülist politikalara tiyatroyu kurban eder, sanatçının ne olduğunu anlayamayan piyanist çocuksu ergen tavırlarla “aydın” olduğunu düşünür. Demokrasinin anlamını bilmeyen yazar, üzerine roman yazar. Kendi bütünselliğine aykırı olan 3 kişi ve 3 olay. Dördüncüsü ise aşkın ne olduğunu bilmeyen aşık olunandır. Ama ne yazık ki bazılarında anlam ve dünya, anlam dünyası şeklini alamıyor.

Bir de tiyatro tartışmasında muhafazakarların -başta Zaman gazetesi yazarı İskender Pala olmak üzere- “Bizim vergilerimizle toplum değerlerine aykırı oyunlar sahneleniyor.” demecine karşılık benim vergimle böyle tiyatro yapılmasın diyenlere, “Önce, bu vergiyle savaş uçaklarının sivil halkın üzerine sürülmesine karşı çıksın” şeklinde demeç veren Sırrı Sürreyya Önder olayında gösterdiği vicdandan, tutarlılıktan ve insanlıktan dolayı teşekkür etmek gerekiyor.

Acaba bütün bu örneklerin ışığında kendinizi nerede görüyorsunuz? Kendimizi dışardan izlemek mümkün olsaydı, bütünden ayırabilir miydik? Zannetmiyorum. Çarpık da olsa bir bütün oluşturulmuştur. Tutarsız bir tutarsızlıktır artık. Önemli olan ise doğru olanı bulmaktır. Çünkü bütün gerçek bir tutarlılıktır. Caddeler gibidir, sürekli ve tutarlı bir akış vardır. Ona bu sıfatı atfeden, bu güzelliği sağlayan tutarlılıktır. Ancak nedense insan bireysel anlamda bütündeki bu özelliğini kaybediyor. Kişisel tecrübelerimi referans alarak şunu söyleyebilirim: Etrafımızda anlam dünyası o kadar dertme çatma olan kişi var ki, o kadar kafaları karışık ki farkında bile değiller. Tutarsız aşklar bile bundan dolayı yaşanır, dengesiz sevgililer bile kimisine Leyla kimisine ise Mecnun olur. Zorlamaya kalktığınızda karşınızda ilkel bir savunma mekanizması bulursunuz ve bu savunmayı aşmak için muazzam bir çabaya ihtiyaç vardır. Kavramları tam oturtmak ve aralarındaki bağlantıyı sorunsuz kurmak gerekiyor. Tabular da bu işin cabası. Bahsettiğimiz konularda da durum aynı. Sadece roman yazmakla, kağıt karalamakla ya da sahneye çıkmakla sanatçı olunmaz. Aynı şekilde, sadece ve sadece Şehir Tiyatroları’ndaki yönetmelik değişikliği için sokaklara dökülenlere de tepkim bundandır.

Ceteris paribus… Deneyin pişman olmayacaksınız. Geçimişiniz ile oluşan belleğinizi yeniden gözden geçirin. Emin olun arasındaki farkı çok açık göreceksiniz. Hem özümüzü bulmuş olacağız.Hem de kendi içimizde tutarlı.Kısacası bütün olmuş olacağız. Bırakalım düşüncelerimiz şeffaflaşsın. Ve de son olarak bırakalım giden gitsin,gelmeyen gelmesin.

Bu yazı post_views_covlp kere okundu.
  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

REKLAM
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Facebookta bizi bulun
Son Yazılar

Levent Kırca Biyografisi

28 Eylük 1948 yılında Samsun’da dünyaya gelen usta oyuncunun tam adı

0 1431 12 Ekim 2015
brazzers porno elektrik faturası ödeme